28/04/2016
Finansal Eğitim Danışmanımız Doç. Dr. Arif Orçun Söylemez tarafından hazırlanan bugünkü piyasa yorumumuz aşağıdadır:
3 büyük kredi derecelendirme kuruluşu'ndan biri olan Fitch dün yayımladığı ve sekiz gelişmekte olan ülkeyi konu alan raporunda söz konusu ülkelerde özel sektörün artan döviz cinsi borcunun yarattığı risklere dikkat çekti. Gelişmekte olan ülke para birimlerinde yaşanan değer kayıplarının bu ülkelere ilişkin mevcut riskleri arttırdığı kaydedilirken, döviz cinsi borcunun GSYH’ye oranı itibariyle en yüksek değere Türk şirketlerinin sahip olduğu belirtildi. Raporda ayrıca, döviz cinsi borçlardaki hızlı artışın ülkelerin finans sistemleri ve kredi notları üzerinde baskı yarattığı ifade edildi. Türkiye'de özel sektörün döviz borcunun gayrı safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının 2015 ikinci çeyrek itibariyle yüzde 41 (ve yukarıda da belirttiğimiz üzere bu oran söz konusu sekiz ülke arasındaki en yüksek oran. Sekiz ülkenin ortalaması yüzde 20 seviyesinde, en düşük oran ise yüzde 10 ile Çin'de bulunuyor).
Raporda, "Döviz borçları başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerdeki özel sektör borçlarındaki hızlı artış, para birimlerindeki geniş çaplı değer kaybı da göz önüne alındığında bu ülkelerin ekonomileri, finans sistemleri ve ülke notları üzerindeki aşağı yönlü riskleri küresel belirsizliğin güç kazandığı bu dönemde artırdı" denildi.
Dün ayrıca FED ve BOJ (ABD ve Japon Merkez Bankaları) para politikası kurulu toplantılarını yaptılar. İki Banka da uyguladıkları politikalarda bir değişikliğe gitmedi. FED toplantı sonrası yapılan açıklamada istihdam piyasası, hanehalkı gelirleri, tüketici güveni ve konut sektörüne ilişkin olumlu görünüme yer verirken, hanehalkı harcamalarının ılımlı seyrettiğine ve yatırım harcamaları ile ihracatın nispeten zayıf performansına vurgu yaptı. Ekonomik aktivitenin yavaşladığına dair işaretler bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, Mart ayının aksine küresel gelişmelerin risk oluşturduğuna yönelik bir ifadenin olmadığı görüldü. FED enflasyonun %2’lik hedefin altında kalmaya devam edeceği yönündeki öngörüsünü yineledi. Fed'in 2016 yılı içerisinde iki defa (büyük olasılıkla Haziran ve Aralık) faiz artırımına gideceği beklentisi piyasalarda hakim.
BOJ ise düşük seyreden ihracat performansının Japonya'da büyümenin sınırlı kalmasına yol açtığını belirtirken, değerlenen Japon Yeni'nden rahatsızlık duyduğu izlenimini verdi. Ancak faizlerde indirime gidilmemesi ve varlık alım programının genişletilmemesi üzerine, Japon Yeni toplantının hemen ardından önde gelen para birimleri karşısında değer yitirdi.
İngiltere'de ise öncü büyüme rakamları dün açıklandı. Tahminlere göre İngiltere ekonomisi 2016'nın ilk çeyreğinde %0.4 büyüdü. Bu tahmin rakamı doğruysa, İngiltere'de genişleyici para politikasının oldukça başarısız olduğunu iddia edebiliriz. Nitekim söz konusu rakam son 13 çeyreğin en düşük büyüme performansına işaret ediyor.
Bu durumda beklentilerimiz FED'in Haziran gibi faiz artırımlarına yönelebileceği, İngiltere'nin daha fazla maliye politikalarına ağırlık vereceği yönünde. Dış sermaye kanalları açısından bu iki durum da Türkiye için sınırlı bir miktar olumsuzluk ortaya çıkarabilir ancak aynı dönemde Japonya'nın genişleyici para politikalarına yöneleceğini de beklediğimiz için sonuçta Türkiye'nin yaz döneminde dış sermaye akımlarından olumsuz etkilenmeyeceğini, dış kaynak bulmakta sorun yaşamayacağımızı düşünüyoruz. Fakat yaz döneminde turizm gelirlerinde yaşanacağı öngörülen düşüş kurlarda yukarı yönlü hareketlere neden olabilir.
Saygılarımızla.