20/01/2026
ALINTIDIR...
Geçen gün arabayla eve dönüyorduk. Önümüzdeki araba çok yavaş ilerliyordu.
Düşünmeden öfkeyle söylendim:
“Niye böyle kullanıyor bu arabayı diye”
Arka koltuktan oğlum sakin bir sesle dedi ki:
“Belki de Japon balığını taşıyordur baba. Suyu dökülmesin diye yavaş gidiyordur.”
Bir an duraksadım.
Japon balığı mı?
Ama sonra düşündüm...
Belki de gerçekten öyledir.
Ona dönüp şöyle dedim:
“Belki de en sevdiği dondurmayı yiyordur, elinden düşürmemeye çalışıyordur.”
“EVET! O da olabilir!” diye heyecanla bağırdı.
“Başka ne olabilir sence?” dedim.
Biraz düşündü, sonra şöyle dedi:
“Ya da kucağında bir yavru kedi vardır.”
İşte o an... bütün kızgınlığım geçti.
Çünkü arka koltuktaki bu küçücük insan, empatiyi seçmişti.
Ben de onun gibi yapmak istediğimi fark ettim.
Sonra dedim ki:
“Bir oyun oynayalım. Adı ‘Belki de’ oyunu olsun. Birini anlamadığımız bir şekilde davranırken gördüğümüzde, kötü bir ihtimal yerine iyi bir ihtimal düşünelim.”
“Tamam!” diye sevinçle bağırdı.
Aynı gün markete girdik.
Bir çocuk reyonda çığlık çığlığa ağlıyordu.
Oğluma eğilip fısıldadım:
“Belki okulda zor bir gün geçirmiştir.”
O da bana fısıldadı:
“Belki en sevdiği oyuncağı kırılmıştır.”
Birbirimize baktık, gülümsedik ve yolumuza devam ettik.
O gece yatağına girerken dedi ki:
“Baba, ‘Belki de’ oyununu çok sevdim. Hep oynayalım.”
“Tamam,” dedim.
Ve işte o an... içim sıcacık oldu.
Çünkü açıkçası ben, insanların önce iyi ihtimali düşündüğü bir dünyada yaşamak istiyorum.
“Belki kaba değil... belki zor bir gün geçiriyordur.”
“Belki kötü değil... belki çok yorulmuştur.”
“Belki sinir bozucu değil... belki sadece sevgiye ihtiyacı vardır.”
Hepimiz insanlar hakkında varsayımlar yapıyoruz. O zaman neden iyi varsayımlar yapmayalım?
Çünkü bunu yaptığımızda; empati kurabilen, şefkatli ve anlayışlı çocuklar yetiştiriyoruz.