Bütün Sigorta

Bütün Sigorta Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Bütün Sigorta, Insurance Agent, BÜTÜN SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ LTD. ŞTİ. Yeni Mahalle 1228 Sokak No: 6/A (Yapı Krd. Bankası Yan sokağı) Bucak, Burdur.

29/10/2024

CUMHURİYETİMİZ 101 YAŞINDA
Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Geleceğe güçlü biçimde ulaşabilmek, Cumhuriyetimizi korumak ve yaşatmakla olanaklıdır.” sözüyle Cumhuriyetin önemini en iyi şekilde vurguladığı Cumhuriyetimizin 101’inci yılını kutluyoruz.
Yokluklar içinde verilen Kurtuluş Savaşı, Ulusumuzun var olma savaşı ile kurtulan bu vatan ve onun sonucu kurulan Cumhuriyet yeniden dirilişinin simgesidir. Cumhuriyet sahip olduğumuz en anlamlı ortak değerimizdir. Ulusal onurumuz olan Cumhuriyetimiz, özgürlüğümüzün ve birliğimizin güvencesi olmuştur. Sonsuzluğa kadar devam etmelidir.

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

15/06/2024

Günümüzde terör, zulüm, şiddet ve savaşlar binlerce insanı kurban alıyor. İnsanlar acımasızca öldürülmektedir. Oysa, insanların KURBAN edilmesini önlemek için Kurban Bayramı olmuştur. Büyüklere saygının, küçüklere sevginin olduğu, yoksulluğun olmadığı , yaşlılara şefkatin esirgenmediği, insanların boğazlanmadığı, tüm dünyada barışın sağlandığı, huzur dolu bayramlar olması dileklerimle, KURBAN BAYRAMI Kutlu olsun.

10/02/2024

İlginç bir yazı.6Şubat 2023 depreminin yıldönümünde.

Yıldıray Oğur
Bay Salomun’u hatırlamak

27 Ocak 1945 günü SSCB’nin Kızıl Ordusu Polonya’nın Krakow şehri yakınlarındaki N**i konsantrasyon kampı Auschwitz’e girdi.

Ve böylece bütün dünya soykırım gerçeğiyle yüzleşti.

Daha sonra yapılan tespitlere göre sadece Auschwitz’de 1942’den itibaren üç yılda 1.1 milyon insan öldürülmüştü. Bunların büyük çoğunluğu N**ilerin Avrupa’dan trenlerle taşıdığı Yahudilerdi. Kurbanların arasında ‘ari ırkı’ bozduklarını düşünülen Çi******er, eşcinseller de vardı.

Bu yıl 79'uncu yıldönümü için kurbanlar Auschwitz’de düzenlenen anma töreninde anıldı.

1933’de Almanya’da iktidara gelen N**iler, 1942 yılında Nihai Çözüm yani Yahudi soykırımı kararını alana kadar adım adım ilerlemişlerdi.

İktidara geldiklerinin üçüncü ayında Yahudi işyerlerine boykot hareketini başlatmışlar, 7 Nisan 1933’de de Yahudilerin memur olmasını yasaklayan “Devlet Memuriyetinin Meslek Olarak İfasına Yeniden Dönüş Yasası”nı çıkarmışlardı.

Bu yasayla işini kaybedenlerden biri de 37 yıldır Heidelberg Üniversitesi’nde ders veren 67 yaşındaki jeoloji Profesörü Wilhelm Salomon-Calvi’ydi.

Heidelberg’in meşhur termal su kaynağının da kaşifi olan profesör, kısa bir süre sonra Alman vatandaşlığından da çıkarıldı.

67 yaşındaydı, 20 yıl önce eşini kaybetmiş, bir daha da evlenmemişti. Nereye gidecekti?

Almanya’daki binlerce Yahudi, komşu Avrupa ülkelerine kaçmıştı.

İsviçre’ye iltica etmiş tıp profesörü Philipp Schwartz’ın kurduğu “Yurtdışındaki Alman Bilim Adamlarına Yardım Cemiyeti”, işsiz kalan Yahudi ilim adamlarına başka ülkelerde iş buluyordu.

1933’de Türkiye’de de hükümet eskimiş olduğunu düşündüğü Darülfünun’u kapatıp, yerine yeni bir üniversite kurmak için çalışmalar başlatmıştı.

Prof. Schwartz ile Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı ile arasında yapılan anlaşmayla N**ilerin kovduğu 82 Yahudi bilim insanının Türkiye’deki üniversitelerde çalışabilmesinin yolu açıldı.

O 82 bilim insanından biri de 67 yaşındaki Profesör Wilhelm Salomon-Calvi oldu.

1934 yılında daha önce hiç bilmediği Ankara’ya geldi.

Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne bağlı Tabii İlimler Fakültesi bünyesinde bulunan Jeoloji Enstitüsü’nün başına geçti.

Uzun sakalları, ütüsüz pantolonu, dizlerine kadar inen gömleğiyle derbeder görünen bu yaşlı profesörün gelir gelmez ilk işi Türkiye’yi dolaşmak oldu.

1936 yılında yayınladığı “Türkiye Cumhuriyetinde Jeolojik Görünümler” kitabının girişinde söylediğine göre 1 yıl içinde Anadolu ve Ege’de 13 bin kilometre yol kat etmişti.

Türkiye’yi adım adım dolaşmış, kimsenin gitmediği dağlara tırmanmış, vadilerden geçmişti.

Peribacalarını ilk o fark etmiş, Ankara için su kaynakları keşfetmiş ve projeler geliştirmiş, 1936 yılında Başbakan İsmet İnönü’ye “Türkiye Cumhuriyeti Jeoloji Kurumu Organizasyonunun Bir Zaruret Olduğunu Gösteren Esaslar” başlıklı bir rapor sunarak Türkiye’de sadece jeolojik araştırmalar yapan bir kurum kurulmasını teklif etmişti.

Bu teklifi üzerine 1936 yılında çalışmaları yürütmek için Tarım Bakanlığı bünyesinde görevlendirildi. Fakat istediği kurum kurulamadı. Bunun üzerinde 1939 yılında yeni kurulmuş Maden Tektik Arama Enstitüsü’nde jeolog olarak göreve başladı.

Anadolu ve Ege’deki gezileri ve araştırmaları sırasında Türkiye’nin çok acil bir meselesi olduğunu keşfetmişti; Türkiye’nin şehirleri fay hatları üzerine kuruluydu. Ve bu şehirlerdeki yapılaşma depremlerde yerle bir olabilirdi.

MTA’daki çalışmalarını deprem üzerine yoğunlaştırdı.

Hatta bu sırada kendisine teklif edilen ülkenin en prestijli akademik kurumu olan İstanbul Üniversitesi’ndeki Jeoloji Kürsüsü başkanlığını MTA’daki araştırmalarını gerekçe göstererek reddetmişti.

Nihayet 22 Ocak 1939’da deprem ve depreme karşı alınacak önlemler üzerine bir kanun tasarısını ve raporunu (“Yer sarsıntıları hakkında bir kanun kabulüne müteallik layiha ve yer sarsıntılarından mütevellit zararlarını tenkisine ait kanun projesi”) hazırlayarak hükümete sundu.

Hazırladığı kanun tasarısında Türkiye’deki 17 birinci derecedeki deprem bölgesini ve bu deprem bölgelerinde depremin zararlarına karşı alınacak tedbirleri anlatmıştı.

O bölgelerden biri de Erzincan’dı.

Ama geç kalmıştı. Teklifi sunduğu 1939’un son günlerinde Erzincan büyük bir depremle yıkıldı. 40 bin insan enkaz altına can verdi.

Ankara’da nihayet yaşlı profesörün uyarılarının değeri anlaşılmıştı.

Artık 70 yaşına basmış olan Prof. Salomon-Calvi, Erzincan deprem bölgesini gezdi, oturup geniş bir rapor daha hazırladı.

1940 tarihli “Türkiye’deki Zelzelelere Müteallik Etüdler” adlı raporu okuyanlardan biri de o sırada Sanayi İşleri Tektik Dairesi başkanı olan Şevket Süreyya Aydemir’di.

Aydemir daha sonra yazdığı bir yazıda raporu okuduğunda hissettiklerini şöyle anlatmıştı: “Okudum ve irkildim. Salomon Kalvi gerçek bir bilgindi. Raporunda halkın hayatından sorumlu olanların uykularını kaçıracak bilgiler, uyarılar vardı...”

Prof. Salomon-Calvi raporunda şöyle diyordu:

“İstikbalde zelzele hasaratını azaltmak arzu edildiği takdirde, birinci derecede ehemmiyeti haiz zelzele mıntıkaları için bir kanun kabul edilerek binaların inşası, temellerin intihabı, tesis ve imar edilecek mevkilerin seçilmesi hususunda tedbirler ittihazı icab eder. Bu meyanda zelzelelere maruz Japonya, İtalya, Kaliforniya ve Güney Amerika’nın batı kısımları gibi memleketlerde elde edilen tecrübeleri nazari itibara almak ve bunları Türkiye’nin hususi jeolojik, iklim ve iktisadi vaziyetlerine intibak ettirmek lüzumlu olacaktır.”

Ankara bu kez profesörün önerilerini uygulamaya geçirmekte kararlı gözüküyordu. Şevket Süreyya’nın başında olduğu daire, Bayındırlık Bakanlığı ile anlaşarak, bütün şehir planlarının ve sanayi bölgesi taslak planlarının bu rapordaki önerilere göre hazırlanmak üzere kendilerinin onayından geçmesini sağlamıştı.

1940 yılında yazdığı bir makalede Prof. Salomon da bu kez ümitli görünüyordu:

“Salâhiyettar makamlar ileride vuku mümkün zayiatı önlemek üzere lazım gelen tedbirleri almaya karar vermiş bulunmaktadırlar."

Ama yaşlı profesörün ömrü, deprem için hazırladığı önlemlerin hayata geçirilip geçirilmediğini görmeye yetmedi.

15 Temmuz 1941 günü Ankara’da hayatını kaybetti.

Kendisini Türkiye’ye adamış profesör, N**ilerin savaş meydanında zafere yürüdüğü ve Ankara’ya da Türkiye’ye sığınmış Alman Yahudilerinin kovulması için baskı yaptığı günlerde hükümet yetkililerinin de katıldığı bir cenazeyle hala mezarının bulunduğu Cebeci Asri mezarlığında toprağa verildi.

Onun ölümünden sonra, Türkiye pek çok büyük deprem meydana geldi ve bu depremlerde binlerce insan yine enkazlar altında kalarak hayatını kaybetti.

Prof. Salomon-Calvi’nin raporları, önerileri hatta adı bile unutuldu.

1971 yılında yine bir depremin ardından adını tekrar hatırlatansa Şevket Süreyya Aydemir oldu.

Artık ünlü bir yazar olan Aydemir, Cumhuriyet gazetesinde yazdığı köşe yazısında profesörü anlattıktan sonra 1940’da okuduğunda irkildiği deprem raporundaki bir bölümü hatırlattı:

“Bu rapor devlette vardır. Bunlardan parçalar naklederek, bugün en tehlikeli sahalarda yerleşmiş olan bütün vatandaşlarımızı tedirgin etmek istemem. Ama Salomon Kalvi’nin o kadar açık, o kadar kesin olarak üstünde durduğu bir bölge veya şehir üzerinde bir şeyler yazmaktan kendimi alamayacağım. Çünkü bu bölge ve şehirden her geçişimde, bir taraftan Salomon Kalvi’yi hatırlarım bir taraftan da oradaki gamsız, gözü kapalı ve sahipsiz yerleşme hareketine bakarak ürperirim. Tanrı saklasın. Fakat Tanrı da evvela tedbirinizi alın demiştir herhalde. Bu bölge İzmit bölgesidir. Bu şehir İzmit şehridir.”

Salomon Calvi’nin 1940’larda yerleşim yapılmaması için uyardığı, 1971’de gördüğü yerleşimler karşısında Şevket Süreyya’yı ürperten İzmit’te kıyamet 1999’da koptu.

1999 depreminden bu yana artık depremle ilgili bilmediğimiz hiç bir şey yok.

Türkiye’nin yetişmiş jeologları, deprem bilimcileri var, tehlikenin ne olduğu ve hangi tedbirlerin alınması gerektiği de herkesin malumu.

Ama profesörün 1940’da söylediği “Salâhiyettar makamlar ileride vuku mümkün zayiatı önlemek üzere lazım gelen tedbirleri almaya karar vermiş bulunmaktadırlar" cümlesinin gereği hala yerine getirilmedi.

79'uncu yıldönümünde Auschwitz’de yaşanan büyük insanlık suçu dünyanın her yerinde “hatırlıyoruz” sloganıyla anılıyor.

Biz de bu yıldönümünde, 1934’de N**ilerden kaçıp Ankara’ya gelerek Auschwitz’e gönderilmekten kurtulan ve ömrünün son yıllarını yüzbinlerce insanın hayatını kurtarmak için Türkiye’yi depreme karşı uyarmaya adayan profesör Wilhelm Salomon-Calvi’yi hatırlayabiliriz.

84 yıl sonra hala Ankara Cebeci’deki mezarında o uyarıların gereğinin yerine getirilmesini bekliyor.
Alıntı: Jeoloji Mühendisi arkadaşım İbrahim YAVUZER (WhatsApp grubuz)

27/09/2023

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), milyonlarca vatandaşın tasarruf yaptığı bir sistem. Devlet BES’te birikim yapanlara yüzde 30 katkı sağlıyor. Yani yatırılan her 100 lira karşılığında 30 lira da devlet veriyor. Bu tutar bir hibe gibi düşünülebilir. Tabii ki bu parayı hemen vermiyor, hak etmeniz için 10 yıl ve 56 yaşını doldurma şartları var. Otomatik Katılım Sistemi’ndeki katılımcılar da dahil edildiğinde Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki (BES) toplam katılımcı sayısı 15 milyonu aşıyor ve sistemdeki toplam fon büyüklüğü ise 580 milyar liraya ulaşıyor.


ACIİ NAKİT İHTİYACINA ÇÖZÜM

BES’e katılanların yaşadığı en büyük tereddüt acil ihtiyaç durumunda biriken paralarını çekememekti. Çekim yapıldığında bir sürü kesinti yapılıyordu. Zamanından önce çıkış yapanlar da devlet katkısından mahrum kalıyordu. Şimdi hem sistemden çıkışı yavaşlatmak için hem de acil nakit ihtiyacı olduğunda katılımcıların elini rahatlatacak bir düzenleme devreye girdi. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğine göre; 5 yıldır BES’te olanlar, birikimleri kısmi olarak çekebilecek.

16/02/2023

Address

BÜTÜN SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ LTD. ŞTİ. Yeni Mahalle 1228 Sokak No: 6/A (Yapı Krd. Bankası Yan Sokağı) Bucak
Burdur
15300

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 18:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bütün Sigorta posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Bütün Sigorta:

Share